• info@hasene.org.uk
  • +44 20 7254 8684

Zekât & Fitre Kampanyası

Neden Zekât Fitre Kampanyası?

İslam’ın beş temel esasından birisi olan zekât Müslümanlara farz kılınmıştır. Fitre (fıtır sadakası), varlık sahiplerinin ramazan ayı içerisinde yoksullara vermesi gereken sadakadır. Zekât, Tevbe suresinin 60. ayetinde geçen şu 8 sınıf kimselere verilmektedir: “Sadakalar (zekâtlar) Allah’tan bir farz olarak ancak, yoksullara, düşkünlere, (zekât toplayan) memurlara, gönülleri (İslam’a) ısındırılacak olanlara, (hürriyetlerini satın almaya çalışan) kölelere, borçlulara, Allah yolunda olana, yolda kalana mahsustur. Allah pek iyi bilendir, hikmet sahibidir.”

Sen de bir kelebek uçur

Zekât Fitre Kampanyası ile; yapılan yardımlar bir fonda toplanıyor ve Kur’an’da zikredilen 8 sınıfa dağıtılıyor. Kurumsal bir disiplin içerisinde yürütlen çalışmalar ile mazlum, mağdur, muhacir ve mültecilere yardım elinin uzatılmasının yanı sıra, bilhassa Avrupa’da İslam’ın en güzel şekilde temsil edilmesi ve tanıtılması, eğitim ve öğrenim gören öğrencilerin desteklenmesi, toplumun ihyası ve inşası doğrultusunda yapılan çalışmalar da bu fondan destekleniyor.

Sıkça Sorulan Sorular?

Zekât ödemeyi bir örnek üzerinden anlatır mısınız?

Kişi, temel ihtiyaçlarını karşılamıştır. Bir yıl sonra elinde £3.800 para, 50g altın (mücevher), £1.250 tasarruf veya konut tasarruf hesabında parası vardır.
50 g altının kendisi nisap miktarında değildir. Ancak diğer mallar nisap miktarını aştığı için bu sefer Zekâta tabidir.

O zaman 50g x £40.48* = £2,024
Buna göre: £3,800 + £2,024 + £1,250 = £7,074 . Bundan %2.5 oranındaki miktar zekât olarak ödenir 
Bu da £7,074 x 0.025 = £176.85 Zekât demektir.

Altının gram hesabı, hangi tarihte Zekât ödenecekse ona göre belirlenmelidir.
* 10.05.2020 tarihinde 22 ayar altının gram fiyatı: £40.48

Fitre miktarı ne kadardır?

Hadîs-i şeriflerde fitre miktarının hangi mallardan, ne kadar verileceği belirtilmiştir. Ancak o zamanki ölçeklerin farklılığı ve malların kullanımında bir değişiklik olduğu için İslam âlimleri bugünkü fitre miktarının en az bir kişinin, bir günlük yiyecek ihtiyacını karşılayacak şekilde olması gerektiğini ifade etmişlerdir. Kişi başı fitre miktarı £10 olarak belirlenmiştir.

Zekât ve fitremi nasıl verebilirim?

Sayfamızda yer alan Bağış Yap kısmından Zekât Fitre bölümünü seçiyorsunuz. Bu bölüm altında yer alan ilgili kısmı tercih ediyorsunuz ve yapacağınız yardım miktarını, durumunuza uygun bir şekilde belirliyorsunuz. Akabinde devam tuşuna basıp, açılan sayfada size ait olan bilgileri eksiksiz bir şekilde girerek ödemenizi yapıyorsunuz.

Ayrıca Hasene Zekât ve Fitre zarfının içerisine zekât, fitre veya sadakalarınızı koyarak, zarfı en yakın IGMG şubesine teslim edebilirsiniz. Ya da, belirtilen banka hesabına zekât, fitre veya sadaka olduğunu belirten bir açıklama yazarak havale yapabilirsiniz.

Kur’an’da Zekât

Kur’ân-ı Kerîm’de 30 âyet-i celilede zekât ibadeti bizzat “zekât” kelimesi ile zikredilmekte ve zekâtın ödenmesi emrolunmaktadır. Bununla birlikte, 14 ayette ise “sadaka” kelimesi geçmektedir. Bunların bir kısmı ile de yine zekât kastolunmaktadır;

“Onların mallarından sadaka al; bununla onları (günahlardan) temizlersin, onları arıtıp yüceltirsin. Ve onlar için dua et. Çünkü senin duan onlar için sükunettir (onları yatıştırır). Allah işitendir, bilendir.”

(Tevbe suresi, 9:103)

“İşte sizler, Allah yolunda harcamaya çağırılıyorsunuz. İçinizden kiminiz cimrilik ediyor. Ama kim cimrilik ederse, ancak kendisine cimrilik etmiş olur. Allah zengindir, siz ise fakirsiniz. Eğer O’ndan yüz çevirirseniz, yerinize sizden başka bir toplum getirir, artık onlar sizin gibi de olmazlar.”

(Muhammed suresi, 47:38)

Şu üç ayet zekâtın farz bir ibadet olduğunun delilleridir.

“Namazı kılın, zekâtı verin.”

(Bakara suresi, 2:110)

“Müminlerin mallarından zekât al ki onları temizleyip mallarını çoğaltasın.”

(Tevbe suresi, 9:103)

“Hasat günü ürünün hakkını ödeyin.”

(En’âm suresi, 6:141)

Sünnette Zekât

Şu hadîs-i şerifler zekâtın farz oluşunun delilleridir:

“İslam beş temel üzerine kurulmuştur. Bunlardan biri de zekât vermektir.”

(Buhari, İman, 1,2; Müslim, İman, 19-22; Tirmizi, İman, 3; Nesei, İman, 3.)

Peygember Efendimiz (s.a.v.), Muaz b. Cebel (r.a.)’ı Yemen’e vali olarak gönderirken kendisine şu sözleri söylemişti:

“Onlara bildir ki, Allah Teâlâ kendilerine zekâtı farz kılmıştır. Zekâtı onların zenginlerinden al, ihtiyaç sahiplerine ver.”

(Buhari, Zekât, 1; Ebu Davut, Zekât, 5; Nesai, Zekât, 46; İbn Mace, Zekât, 1.)

Zekâtın farz bir ibadet olduğu hususunda asırlarca bütün müctehit âlimler söz birliği etmişlerdir. Zekât, zekât mükellefi olan her Müslüman‘ın yılda bir defa zorunlu olarak vermesi gerekli olan mali bir ibadettir. Bundan dolayıdır ki, Zekâtın farz olduğunu inkâr eden kimse dinden çıkar. Zekâtın farziyyetini şüphesiz bir şekilde kabullenip buna karşın eksik veren günahkâr olur.

Zekât Kimlere Farzdır?

Akıllı, olgunluk hâlini idrak etmiş, Müslüman ve hür, temel ihtiyaçlarından ve borçlarından fazla olarak, üzerinden bir yıl geçmiş zekât mallarından nisap miktarı mala sahip olan her erkek ve kadın üzerine farz olur.

Zekât Kimlere Verilir?

“Sadakalar (zekâtlar) Allah’tan bir farz olarak ancak yoksullara, düşkünlere, (zekât toplayan) memurlara, gönülleri (İslam’a) ısındırılacak olanlara, (hürriyetlerini satın almaya çalışan) kölelere, borçlulara, Allah yolunda çalışıp cihat edenlere ve yolcuya mahsustur. Allah pek iyi bilendir, hikmet sahibidir.”

(Tevbe suresi, 9:60)

Ulemanın içtihatına göre zekât, ayette geçen sekiz sınıfa eşit olarak dağıtılabileceği gibi şartlara göre bir veya birkaç sınıfa da verilebilir.

Zekât ve fitre yalnızca fakirlerin hakkı olmayıp, zekâta hak kazanan başka gruplar da vardır. Onun için de müstehak olanlar arasında adaletli bir dağıtımın yapılması gerekir. Zekât uygulaması İslam tarihinde toplumsal bir ibadet olarak ele alınmıştır. Bu yüzden fakirlerin ve diğer ihtiyaç sahiplerinin şahsiyetlerinin rencide edilmesini önlemek için toplumsal bir organizasyon gerekli görülmüştür. Bu toplumsal organizasyon, yukarıda da ifade edildiği gibi aynı zamanda bir görevdir.

Dolayısıyla öğrenim gören ihtiyaç sahibi yüksek okul talebelerine ve diğer öğrencilere; Avrupa’da çocuklarımızın dinî ve kültürel eğitimlerine; eğitime destek olarak yapılan hizmet çalışmalarına; hiçbir geliri olmayan fakir, dul ve yetimlerle yolda kalmışlara; maddi imkânsızlık sebebiyle tedavi olamayan yoksul hastalara; ihtiyaç sahibi okul, vakıf ve hastahanelere; deprem ve sel gibi, tabii afetlerden dolayı mağdur kalanlara; İslam’a ve Müslümanlara hizmet eden ihtiyaç sahiplerine; savaşlar sebebiyle mazlum ve mağdur kalanlara ve muhacirlere, Müslüman varlığının sürdürülmesi için, lüzumlu tüm kurumların giderlerine ve de bütün hayır gruplarının hepsine, ihtiyaca binaen harcanır.

Zekâta Tabi olan Mallar

Altın, gümüş, zirai ürünler ve evcil hayvanlar ile ticaret mallarının zekâtlarını kendi cinslerinden vermek caiz olduğu gibi kıymetleri üzerinden vermek de caizdir.

Zekâtta gaye ihtiyaç içinde olanların bu ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Zekât, zekâta tabi malın kendisinden ödenebileceği gibi, çoğu zaman zekâta tabi olan malların kıymetini vermekle de eda edilir ve ihtiyaç içindekiler kendi ihtiyaçlarını bu bedelle karşılarlar.

Zekât Vermenin Fazileti

Zekât, Allah (c.c.) tarafından ihsan edilen servet nimetine şükür anlamı taşır. Zekâtla mal eksilmediği gibi, tam tersine, içinden zekât verilen mal bereketlenir ve artar. Sadaka verdiği için iflas etmiş bir insana rast gelinmemiştir. Kur’ân-ı Kerîm bunu şöyle beyan buyurur:

“Eğer siz şükrederseniz, mutlaka verdiğim nimetleri artırırım.”

(İbrâhim suresi, 14:7)

“[…] zekâtı verenlerin Rableri katında elbette mükâfatları vardır […]”

(Bakara suresi 2:277)

Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Mallarınızı zekât vermek suretiyle koruma altına alın, hastalıklarınızı sadaka vererek tedavi edin, gelecek olan belalara karşı dua ile hazırlıklı olun.”

(Taberani ve Ebu Nuaym el-Hilye)

“Mallarınızı, zekât(ını) vererek temizleyiniz.”

(Lübabü’l Hadis)

Zekât Vermemenin Hükmü

Zekâtı eda etmemek hem dünyevi hem de uhrevi cezalara sebep olur. Şu âyet-i kerîmeler ve hadîs-i şerifler zekâtı eda etmemenin dünyevi zararlarına işaret eder.

Ayetler:

“Allah’ın, kereminden kendilerine verdiklerini (infakta) cimrilik gösterenler, sanmasınlar ki o, kendileri için hayırlıdır; tersine bu onlar için pek fenadır. Cimrilik ettikleri şey de kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.”

(Âl-i İmrân suresi, 3:180)

“Dini yalanlayanı gördün mü? İşte o, yetimi itip kakar; yoksulu doyurmaya teşvik etmez; Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar. Onlar gösteriş yapanlardır ve hayra mani olurlar.”

(Maun Suresi, 1-7)

Hadisler:

“Sadaka (zekât) bir mala karışırsa, o mal helak (yok) olur.”

(Beyhaki)

“Her kim malın zekâtını vermezse Allah (c.c.) onun malından korumasını kaldırır.”

(Lübabü’l Hadis)

Yukarıda zikredilen ayet ve hadîs-i şeriflerden anlaşılan uyarıları şöyle özetleyebiliriz:

1. Zekâtta Allah’ın emrinin tersine gidildiği ve cimrilik edildiği takdirde Allah (c.c.)’nun bu görevi bizden alıp başka bir topluma verileceği zikrediliyor.

2. Zekât hangi mala karışırsa onu mutlaka helak edeceği ifade ediliyor